hep rüyama giriyor
üstleri paramparça
elleri kan içinde
birbirine sarılmış,
-orada, öyle yatmış-
bir hikaye düşünün
öylece yarım kalmış...
mahzene kapatılmış,
unutulmuş insanlar.
***
ekim sonlarındaydı
her şey o gün başladı.
kadın, çocuk, ihtiyar..
önceki yıl vardılar.
birkaç mevsim içinde
ortadan yok oldular.
sanki yaşamadılar.
unutulmuş insanlar.
***
sanki biri bir yerden
bir duman üflüyordu
o duman, yılan gibi
kıvrılıp duruyordu.
biri, yerden yukarı,
merdiven kuruyordu.
anlayamıyor kişi
sonsuzu, son içinde...
orada durdu işte!
orada durdu zaman.
orada hapsoldular.
unutulmuş insanlar.
***
Sesleri kulağımda.
İnanın, böyle ama:
Ummadığın bir yerde
Masana otururlar.
Yahut da bir trende
Karşı koltuktadırlar.
Belki de şu çarşıdan
Bir şeyler alıyorlar.
Şu merdivendeki çocuk
Üst kat komşu değil mi?
Geçen yaz salıncaktan
Düşüvermişti hani!
Sargılı küçük kolu
ve gedik dişleriyle
Oyuncağa benzerdi.
Peki ya şu kasketli
amca bakkal değil mi?
bizim oğlan, önünde
tekerlek çevirirdi.
Şimdi dükkan orası-
çatık kaşlı bir adam,
Kibirle oturuyor.
kasılarak elinde
avcı tüfeklerini
İştahla temizliyor.
Koşan çocuk olursa,
dükkanının önünden
öfkeyle kovalıyor!
Ne kadar zaman geçti
Kaç yıl oldu: belki üç, belki iki?
ve ne çok şey değişti...
İnanın diyorum da
Kimseler inanmaz ki!
Oturup anlatsak da?
Her şey bir masal gibi...
Oysa gerçek gün gibi.
Yine de insanız ya,
Kabulü zor oluyor.
Sanki hep aramızda
Sesi kulağımızda.
Saklıdır yaramızda
Unutulmuş insanlar.
Aralık 2025, Ankara
















